Şimdi üye Ol

Giriş

kayıp Şifre

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Bir bağlantı alacaksınız ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Girş Yap

Şimdi üye Ol

Koronavirüsün en kuvvetli kartı: Delta varyantı

Koronavirüsün en kuvvetli kartı: Delta varyantı

Koronavirüs binlerce kez mutasyona uğradı. Hindistan’da ortaya çıkan Delta varyantı, içlerinde en tehlikesi olarak adını duyurdu. Çin’de yapılan bir araştırmaya göre Delta varyantının bulaşıcılığı bin kat daha fazla. Virüs yükü de…Varyantlardan korunabilmek için artık daha fazla antikor ve daha uzun süreli koruyuculuk gerekiyor. Bu noktada öne mRNA temelli aşılar çıkıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr Mustafa Çetiner, delta varyantı ve hastanelere yansımasını TRT Haber’e değerlendirdi. mRNA aşılarının Delta varyantına karşı etkinliği Ülkeler vatandaşlarına ikinci ya da üçüncü dozlarda mRNA aşılarını tavsiye etmeye başladı. Son olarak Lüksemburg tek doz Johnson&Johnson aşısı olanlara ikinci doz olarak mRNA aşısı önerdi.

 

Almanya da eylül ayından itibaren üçücü doz için mRNA aşısı olun çağrısı yaptı. Peki mRNA aşıları virüse karşı ne kadar koruyucu? “İnaktif virüs aşılarının, Sinovac dahil hastalığa karşı koruma oranları, yüzde olarak bakıldığında, mRNA aşılarının oldukça gerisinde. Hem antikor miktarları daha az, hem koruyuculuk oranları daha düşük hem de koruyuculuk süreleri mRNA aşılarıyla karşılaştırıldığında daha kısa. Türkiye özelinde baktığımız zaman bunu kabul etmek zorundayız.

 

Durum böyle olduğu için de mRNA aşıları daha ön planda düşünülmeli. COVID aşılarına bakıldığı zaman kesin bir aşı yok gerçekten, ama daha iyi aşı var. Elimizde mRNA aşısı olabilme lüksü varken üçüncü doz aşıların mRNA olarak yapılması genel olarak bilim çevrelerinin önerdiği bir durum. Ben de üçüncü doz aşı tartışması başladığı günden beri üçüncü dozun BioNTech’le yapılması gerektiğini söyleyenlerdenim. Altıncı ayın sonunda bile koruyuculuk oranlarının yüzde 91’de kaldığını biliyoruz.

 

Ama bu Delta varyantına karşı değil tabii ki. İki doz BioNTech, yine en yüksek koruma oranına sahip delta varyantına karşı ama bu bile tek başına yeterli değil. Özellikle virüsün bulaştığı ilk 5 günde, iki BioNTech aşısı bile olsanız bulaştırmaya devam ediyorsunuz ve hasta da olabiliyorsunuz.” Aşı olanlar mı olmayanlar mı virüsü daha çok yayıyor? Singapur’da yapılan bir araştırmaya göre, Delta varyantıyla enfekte olan 130’u aşısız, 218 kişi mercek altına alındı.

Aşı olanların bulaştırıcılık potansiyeli dokuzuncu günden itibaren hızla düşerken, aşısızlarda riskin 15 gün devam ettiği ortaya çıktı. Araştırmalar bununla sınırlı değil… Detayları Profesör Mustafa Çetiner anlattı: [Fotoğraf: Getty] “Çok net bir şekilde aşı olmayanlar virüsü daha çok yayıyor. Yapılan bir araştırma, iki doz BioNTech aşısı olanların toplam içinde yayma oranlarını yüzde 5 olarak rapor etti.

 

İki doz aşılı olup hastalığa yakalanma oranları da birçok ülkede çok az. Türkiye’de yüzde 5’ten az. Benim çalıştığım hastane grubunun kendi verilerine baktığımızda, bu oranı yine yüzde 5’lerde görüyoruz.

 

ABD’de yüzde 3’lerde hatta 2’lerde… İsrail, İngiltere’de benzer durum var. Hatta Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) Direktörü bu son dalganın aşılanmayanların dalgası olduğunu söyledi.” Ancak aşılar yüzde yüz korumuyor. Özellikle Delta varyantı dakikalar içersinde yayılıyor.

 

Aşı olduktan sonra maske, mesafe ve hijyen kurallarını aksatmak ise virüsün yayılmasına zemin hazırlıyor. Profesör Mustafa Çetiner, “Delta varyantıyla virüs en kuvvetli kartını oynuyor” diyor. “Aslında aşı konusunda biraz mesajlarımızı daha iyi tartarak verebilirdik.

 

Yani insanları aşıya teşvik etmek için, aşılananların ne kadar avantajlı olduğunu vurgusunu yaparken, aşıların yüzde yüz koruyucu olmadığını söylemeyi de unuttuk. Maskeleri takacağız, fiziksel mesafeye dikkat edeceğiz, kısacası böyle yaşamaya adapte olacağız. Açık alanlarda 2,5 metre fiziksel mesafe. Daha yakında riskin arttığı gösterildi. İnsanları aşı olmaya teşvik ederken aşıyı belki de o kadar yukarı koyduk ki, aşılananlar nasılsa aşılandım rahatlığına geçti ama hala enfekte olabileceğimizi unutmamamız lazım.” Aşılamada çift dozun önemi Vaka sayıları tüm dünyada hızla artıyor. Peki varyant dünyayı 4. dalgaya doğru mu sürüklüyor? İsrail’de yapılan araştırmaya göre, çift doz aşıdan 146 gün sonra COVID’e yakalanma oranı yüzde 2 ila 2,5.

 

İsrail buna rağmen 6 ay sonra üçüncü doz aşılamaya hazırlanıyor. “Aslında 4. dalgadan bahsetmek mümkün. İngiltere yeniden 100 binli vakaları gördü. Yine İngiltere örneğinden devam edersek buradaki temel nokta, İngiltere bir önceki vaka artışlarında günde binin üzerinde insan kaybediyordu. Şu anda iki doz aşılama oranlarının yüzde 70’leri bulduğu ülkede, ölüm sayıları yüzler civarında. Yine yapılan çok önemli bir Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) çalışması var. 102 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada, iki doz mRNA aşısı olanların enfeksiyona yakalanma oranı binde bir civarında. Yani iki doz mRNA aşısısı yapılan 102 bin kişinin sadece binde biri enfeksiyona yakalandı ve sadece 1 ölüm oldu. Bu bile iki doz aşılanmanın önemini gösteriyor.”

 

Aşının hastaneye yatma oranına etkisi Delta varyantı mı 4. dalgaya yol açacak yoksa aşı olmayanlar mı? Dünya bu soruyu tartışıyor. Sağlık Bakanlığının verilerine göre, Türkiye’de aktif vakaların yüzde 87’si, hastanede yatanların yüzde 95’i aşılanmasını yaptırmayan ya da tamamlamayan kişiler. Aşılı olup hastalığa yakalananların oranı ise yüzde 5’ten daha düşük… 8 Haziran’dan beri Türkiye’de, COVID-19 nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanı ise yok. Ancak yoğun bakımlardaki gençlerin sayısı her geçen gün artıyor. “Gençler daha sosyal hayatın içindeler, daha üretken yaşıyorlar. Gençler önlem almak konusunda daha isteksizler. Hastane yatışlarının daha genç nüfusa doğru kayması bütün dünyada söz konusu olan bir şey.

 

Türkiye’de de hastaneye yatanların daha gençleştiğini biliyoruz. Türkiye ve dünyada hiç kimsenin yeni kapanmalara, yasaklara, birtakım sert kısıtlamalara katlanacak durumu yok. COVID-19’u yok edemesek bile, hastane yatışlarını azaltabiliriz. Hastanedeki, yoğum bakımlardaki yükü azaltabiliriz ki bu hastalar çok uzun yoğun bakımda yatıyor gerçekten. Ölümleri azaltabiliriz. O nedenle birtakım yeni kısıtlamaları tartışalım ama aşılama oranlarını yükseltmek için nasıl önlemler alabiliriz diye düşünmeliyiz.”

%d blogcu bunu beğendi: